Kıssadan Hisse İbretlik Yazı Biz çocukken hatıra defterlerimiz vardı. Bir de kalbimiz kadar temiz bir sayfa ayırdığımız için teşekkür eden arkadaşlarımız. Sahi şimdi neredeler onlar? Maalesef o çocuklar seksenli yıllarda kaldı. Günümüzde o çocuklar büyüdü ve şimdi hepsi hayatla mücadele ediyor. Bazıları ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor, bazıları ileride çocuğuna bir ev bırakabilme ümidiyle çektiği krediyi ödeyebilme derdinde. Bazıları bugün de iş bulamamış, bazıları yüzde üç zam çok az diyor. Bazıları mazota yapılan yüksek zammı eleştiriyor, bazıları çocuğuna bisiklet alabilmeyi planlıyor. Oysa ki ne güzeldi o yıllar. Her şeyden önce çocuktuk. Derdimiz yoktu, tasamız yoktu, yarınımızı düşünmüyor, endişe etmiyorduk. Sosyal medyada zengin çocuklarının paylaştığı yemek fotoğraflarını görmek zorunda kalmıyor, annemizin ekmeğimize sürdüğü salça bizi mutlu etmeye yetiyordu. Bayram için babamızın alabildiği yeni elbiseler ve ayakkabılar ile uyumaya çalışıyor, bayram sabahını...
Osmanlıdan Tarihi Hikayeler, Deli Hüseyin Paşanın Hikayesi Sultan Dördüncü Murat, çelik yürekli olduğu kadar demir bilekli bir padişahtı. Koca bir boğayı kucaklayıp kaldırır, beheri 150 okka gelen güllelerle sabah jimnastiği yapardı. Maiyetinden şişman olan silahtarı Musa Paşayı kemerinden kaldırıp sarayın büyük has odasında dolaştırdığı meşhurdur. Bir gün, İran Şahından bir yay hediye geldi. İran Elçisi, diğer hediyelerle birlikte yayı da Padişaha taktim etti: "Hünkarım, bu yay hususi surette yapılmıştır. Memleketimin pehlivanları o kadar kuvvetlidir ki yayı kurup çözebilirler. Şahım sorar: 'Acaba Osmanlı mülkünde de böyle koluna kuvvetli pehlivanlar var mıdır?' Sultan Murat, İran Şahının niyetini anlamıştı, gözdağı vermek istiyordu. Bu yayı kurup çözecek kimse çıkmazsa gönlünce alay edecek, 'Koskoca Osmanlı mülkünde yayımı kuracak yiğit çıkmadı!' diye kendince gururlanacaktı. Şimşeklenen gözlerini İran Elçisine çevirince Elçi, korkuyla ürperdi: "Elçi...