İbretlik Kısa Dini Hikaye Oku Zamanın birinde bilgeliğiyle meşhur olan bir alim vardı. Bildiklerini öğrencilerine de aktaran bu bilge aynı zamanda ticaret ile uğraşan bir tüccardı. Adamları vasıtasıyla uzak diyarlarda ticaret yapardı. Bir gün ibadethanede öğrencileri ile beraber tefekkür ederken bir adam yanına geldi ve "kötü bir haberim var" dedi. "Haber aldık ki, senin de mallarını taşıyan kervan eşkıyaların saldırısına uğramış ve bütün kervan soyulmuş." Bilge tüccar bir an tefekkürü kesti. Etrafındaki öğrencileri onun yüzünde küçük bir gülümsemenin belirdiğini fark ettiler. Bilge ise hiç bir şey olmamış gibi tefekkürüne devam etti. Bir kaç gün sonra ibadethanede yine tefekkür ederken aynı adam tekrar geldi ve sevinçli bir şekilde müjdeli haberi olduğunu söyledi. "Gözünüz aydın! Eşkıyaların saldırısına uğrayıp talan edilen o kervan sizin mallarınızı taşıyan kervan değilmiş. Sizin mallarınız sağ salim yerine ulaşmış." Dünya Malı Dünyada Kalır Bilge tüc...
Osmanlıdan Tarihi Hikayeler, Deli Hüseyin Paşanın Hikayesi Sultan Dördüncü Murat, çelik yürekli olduğu kadar demir bilekli bir padişahtı. Koca bir boğayı kucaklayıp kaldırır, beheri 150 okka gelen güllelerle sabah jimnastiği yapardı. Maiyetinden şişman olan silahtarı Musa Paşayı kemerinden kaldırıp sarayın büyük has odasında dolaştırdığı meşhurdur. Bir gün, İran Şahından bir yay hediye geldi. İran Elçisi, diğer hediyelerle birlikte yayı da Padişaha taktim etti: "Hünkarım, bu yay hususi surette yapılmıştır. Memleketimin pehlivanları o kadar kuvvetlidir ki yayı kurup çözebilirler. Şahım sorar: 'Acaba Osmanlı mülkünde de böyle koluna kuvvetli pehlivanlar var mıdır?' Sultan Murat, İran Şahının niyetini anlamıştı, gözdağı vermek istiyordu. Bu yayı kurup çözecek kimse çıkmazsa gönlünce alay edecek, 'Koskoca Osmanlı mülkünde yayımı kuracak yiğit çıkmadı!' diye kendince gururlanacaktı. Şimşeklenen gözlerini İran Elçisine çevirince Elçi, korkuyla ürperdi: "Elçi...