En Güzel İbretlik Dini Hikayeler Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emreder: - Ya Cibril, git Malik’ten ümmet-i Muhammedin halini öğren! Cebrail aleyhisselam, Cehennem kapısına gidip sorar: - Ya Malik, ümmet-i Muhammedin hali nicedir? - Pek fenadır. - Onları görebilir miyim? - Tabii, der v e Cehennem perdesini aralar. O anda azap çeken müminleri görür. Müminler de onu görürler. Güzelliğine hayran kalıp Malike seslenirler: - Ey Malik, kimdir bu zat? Malik; - O, Cebrail’dir ki, Muhammed Aleyhisselama vahiy getirmiştir, der. Onlar, Muhammed aleyhisselam ismini işitince, hep birden bağırırlar: - Ey Cebrail, ne olur, Peygamber Efendimize bizden selam ilet ve şu halimizi bildir ona. Cebrail Aleyhisselam; - Hayhay, söylerim, der, v e üzüntüyle ayrılıp, Huzur-u İlahiye varır. Hak Teâlâ, sorar: - Ya Cibril! Ümmet-i Muhammedin hali nicedir? - Çok fenadır Ya Rabbi. Hak teâlâ; - Bunu, Habibime de haber ver! buyurur. Cebrail Aleyhisselam; - Başüstüne Ya Rabbi, der, v e emri getirir...
Osmanlıdan Tarihi Hikayeler, Deli Hüseyin Paşanın Hikayesi Sultan Dördüncü Murat, çelik yürekli olduğu kadar demir bilekli bir padişahtı. Koca bir boğayı kucaklayıp kaldırır, beheri 150 okka gelen güllelerle sabah jimnastiği yapardı. Maiyetinden şişman olan silahtarı Musa Paşayı kemerinden kaldırıp sarayın büyük has odasında dolaştırdığı meşhurdur. Bir gün, İran Şahından bir yay hediye geldi. İran Elçisi, diğer hediyelerle birlikte yayı da Padişaha taktim etti: "Hünkarım, bu yay hususi surette yapılmıştır. Memleketimin pehlivanları o kadar kuvvetlidir ki yayı kurup çözebilirler. Şahım sorar: 'Acaba Osmanlı mülkünde de böyle koluna kuvvetli pehlivanlar var mıdır?' Sultan Murat, İran Şahının niyetini anlamıştı, gözdağı vermek istiyordu. Bu yayı kurup çözecek kimse çıkmazsa gönlünce alay edecek, 'Koskoca Osmanlı mülkünde yayımı kuracak yiğit çıkmadı!' diye kendince gururlanacaktı. Şimşeklenen gözlerini İran Elçisine çevirince Elçi, korkuyla ürperdi: "Elçi...